Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Gün batımı etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

GÜN BİTTİ

GÜN BİTTİ Gün bitti. Akşamlar oluyor dışarda. Topladı altın saçlarını güneş annemiz Göz pınarlarımızın incelen sularından Bir çocuk başı gibi düşüyor uykulara dünya Memesi alınmış birer bebeğiz şimdi hepimiz İnen karanlığın iğneli beşiğinde  Ve yıldızlar öyle uzak, öyle uzak ki... Söylenen şarkıyı duyuyor musun  Ağaçlarda ve kirpik uçlarında  Bundandır üşümesi içimizin  Kapımızı çalan keder, üstümüzdeki suskunluk... Gün ne verdiyse tükettik çoktan Eli para görmüş bir yoksul cömertliğinde  Işık, renk, koku, ses... Değişik resimler çiziyor gölgeler alınlara Düşlerle saldırıp anılarla vurarak Düştü yaralı bir asker gibi eşiklere Kanıyor kendi rengine göre herkes... Bir sarhoş çığlığı ve ezik bir ezan sesi Ağır küfürlerle bıçaklanmış incelik Çırpınan göğsü bir kızın bir adamın hantal gövdesinde  Sevinci park kanepelerinde uçuşan acemi sevgi Perde perde sızan ayrılık eriyen pencerelerden  Bir kadının direnci, gergin yüzü bir adamın  Yoksulluk ya da işk...

Ruh İzi

Benim sevgim deniz kıyısıydı. Serinletirken, nefes aldırırken bir anda ürpertirdi. Ruhumun izleri... Dağların suya düşmüş gölgesi söyler. Gün batımındaki turuncu söyler. İzler susmaz ve devam eder. Yağan yağmur, bir gözyaşı gibi toprak, içinde biri varmış gibi söyler. O benim, o sensin, o sıradaki ruhunun izlerini susturamayan biri. Huzuru bulmuş mudur? Simge Damar

Ân

Bir ân da ne kadar kalınabilirse Bir durakta ne kadar beklenebilirse Gökyüzüne ne kadar bakılabilirse Yağmurun altında ne kadar durulursa Bir çiçek ne kadar çok koklanabilirse Dizlerinin üzerine ne kadar düşülebilirse Ama bi o kadar da ayağa kalkılabilirse O kadar. Ânsızlık, tarif edilemeyecek kadar umutsuzluktur. Ân, o kadar büyüler ki insanı hiç kıpırdamak istemezsin birden kaybolabilir diye. Göz kırpmadan her ânı yaşamak istediğin zamanları kolay silemezsin. Belki o ânları yedeklersin ama hiçbiri kaybolmaz hep oradadır.