Ana içeriğe atla

Kayıtlar

zaman etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

BÜTÜN

Anın parçalanmaz geçitleri paramparça oldu. O boşluktan içeri ışık girdi. Esaretinde bağımsız bir içtenlikle Sildi göz yaşlarını. Sırılsıklam karşılaşırsan kendine Şaşırma! Sınırlı anlayışlarınla Dağıldın bu çatışmada Ama yok olmadın da o farkındalıkta! Simge Damar

Ân

Bir ân da ne kadar kalınabilirse Bir durakta ne kadar beklenebilirse Gökyüzüne ne kadar bakılabilirse Yağmurun altında ne kadar durulursa Bir çiçek ne kadar çok koklanabilirse Dizlerinin üzerine ne kadar düşülebilirse Ama bi o kadar da ayağa kalkılabilirse O kadar. Ânsızlık, tarif edilemeyecek kadar umutsuzluktur. Ân, o kadar büyüler ki insanı hiç kıpırdamak istemezsin birden kaybolabilir diye. Göz kırpmadan her ânı yaşamak istediğin zamanları kolay silemezsin. Belki o ânları yedeklersin ama hiçbiri kaybolmaz hep oradadır. 

Tohum

  Senin ruhun yeşilse ruhunun dokunduğu yerler de yeşerir. Bugün tohumların filizlendiği toprağın cesaretlendiği gündür. Bugün Ergenekon' dan çıktığımız gün biz Türklerin Nevruz Bayramı. Türkler topraktan bir tohumun filizlenmesi gibi çıktılar. Kökleri oluşmayan tohum yeşermez ya hani, Türklerin de kökleri öyle derinlerde öyle sağlam... Cesaretlerini, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün de dediği gibi damarlarındaki asil kandan alıyorlar. Bu ruhu taşıyan her Türk vatandaşının yapamayacağı iş, kaldıramayacağı yük yoktur. Çanakkale'de kimsenin kaldıramayacağı ağırlıktaki mermiyi Seyit Onbaşı' nın kaldırması gibi. O yüzden Türk' ün kitabında "yapamayacağım", "zor" ," ağır" gibi kelimeler yok. Türkler o kadar köklü ki kendisinden yüzbinlerce yıl sonraki nesillere Orhun Yazıtları ile seslenebiliyorlar. Hepimiz biliyoruz ki bizi tutan, bağlayan her ne varsa ondan vazgeçtiğimiz ân bizi kimse tutamayacak ...   Velhasıl kelam bu gün cesaretimiz...