Ana içeriğe atla

BİR GÜÇ SİMGESİNİN YETERSİZ TANIMLANMASI

 

BİR GÜÇ SİMGESİNİN YETERSİZ TANIMLANMASI

Çın çın ötüyor sesi 

Değişmeyen tonuyla 

-Zaman bozuk bir plak gibi

Aynı mevsime takıldı-

Yüksekten ve rahat konuşuyor

Gücünün güvenciyle

Yanlış yapmak kaygısı yok

-Her dediği doğrudur

O yerdeki insanın!-


Bir korkudan söz ediyor durmadan 

Görünmeyen bitmeyen 

Bir bilinmez tehlikeden 

Ne idüğü belirsiz

Sayrı bir ruhun sayıklamasını andıran

Ucuz ve çoğul bir onayla -esrik-

Sorular soruyor kendini doğrulayan

Yine kendi yanıtladığı.

Sesler çığlıklar içinde 

Bir ucu zehir yeşili

Yarısı korku sarısı

Oynayıp duruyor dudakları

Elleri kolları ve bedenleriyle 

Bir gölge oyununu anımsatıyor.

-Mekan ölü bir fotoğraf gibi

Aynı kirli görüntüde dondu-

Şaşarak bakıyorum, öfkeyle 

İsyanla, acıyarak...

İnansa -diyorum- kendine

Olsa biraz saygısı, korkmasa

'Haklıyım' der mi bunca sık

Dil sürçmeleriyle ve ısrarla 

Bağırarak ortalarda...

1984 

Şükrü ERBAŞ



 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İçimden Uğurluyorum Seni

  İçimden Uğurluyorum Seni İçimden uğurluyorum seni Büyük bir kabullenişle, Biraz sızıyla, ıssızlık parçası. Geçmişe dalmayla karışık. Gelmiştin ama artık gidiyorsun, Gitmelisin de.  Bir daha gözlerin değmemeli gözlerime. Nasıl sustuysan şimdi de susmalısın. Nasıl direndiysen gerçeğe,  Öyle kalmalısın, Bende. İçimden ilk kez uğurlamıyorum seni, Defalarca olağan gücümle, Siliyorum bak yine. Bu sefer bağırarak değil,  Susarak, kabul ederek, Uğurluyorum. Bir daha anmamak üzere.  Simge Damar

Dağlarda Kalan

  Dağlarda Kalan Sendin eriten karlarını dağların Işırdı bütün yamaçlar seni görünce  Zaman, aramızda bir şeydi yarattığın Bir başka ölümsüzlüktü seninle her gece  O karlı yapraklarına ışık tuttuğun  Çam ağaçları inlerdi derinden derinden Her akşam bir rüzgar olup gelirdi kokun Kır çiçeklerinden, dağ zirvelerinden  Ellerindi çekilir yapan bir ömrü Zamanı değerlendiren dudaklarındı Unutulmaz seninle söylenen her türkü O emsalsiz günlerden şimdi ne kaldı Yalnız hatıran... Kah bir beste, kah bir şiir Ve hala o dağlarda senin adın söylenir Ümit Yaşar Oğuzcan

Öğretmen

Biraz nostalji..     Bugün çok ilgimi çeken bir filmden bahsetmek istiyorum. Kemal Sunal' ın başrolünde oynadığı 1988 yapım olan ''Öğretmen'' filmi. Bu filmde sosyal mesajlar toplumsal roller mevcut. Hikaye, Hüsnü öğretmenin köyden büyük şehir olan İstanbul'a tayininin çıkmasıyla başlıyor. Başta İstanbul'da yaşamanın zor olacağını ama sonuna kadar mücadele edeceğini bilen Hüsnü Öğretmen pes etmeyi hiç düşünmüyor ve tüm olumsuzluklara rağmen rollerini karıştırmıyor; evde baba, okulda öğretmen. Köyde yaşadığı hayatın rahatlığını sık sık dile getiriyor, dalından koparıp yiyemediği domatesi mahallede tezgahtan satın almanın zorluğu ve gerek ev kiralarının iki katı olmasının getirdiği bütçe sıkıntısına vurgu yapılmıştır. O dönemde öğretmenlerin ek işlerinin olduğunu herkesin geçim sıkıntısı yaşadığını görmekteyiz. Bütün bunlar bir yana öğretmenlik yaparken çocukları iyi gözlemleyip sıkıntılarına yardımcı olmaya çalışıyor bu sayede minik kalpleri fethediyor. Gö...